İz Bırakanlar Unutulmaz…

Hayatta insanın yolunu değiştiren dönüm noktaları vardır. Bazen bir kitap, bazen bir cümle, bazen de doğru zamanda karşınıza çıkan doğru bir insan…

Benim hayatımda o insanlardan biri Huriye Hocamdı.

Dün vefat haberini aldığımda, yıllar önce öğrencileri olarak hazırladığımız bir afiş gözümün önüne geldi. Göztepe İhsan Kurşunoğlu’ndan Pertevniyal Lisesi’ne tayini çıktığında, ona duyduğumuz sevgi ve vefayı anlatabilmek için okulun cephesine büyük bir afiş asmış; üzerine de tek bir cümle yazmıştık:

“İz bırakanlar unutulmaz.”

O gün belki duygularımızı ifade etmek için yazılmış sade bir cümleydi. Bugün ise o cümlenin, Huriye Hocamın hayatını özetleyen en doğru ifade olduğunu görüyorum.

Bazı öğretmenler vardır; yalnızca ‘müfredatı yetiştirir’.

Bazı öğretmenler ise insan yetiştirir.

Aradaki fark yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılır.

Huriye Hocam, bizlere yalnızca bilgi aktaran biri değildi. Düşünmeyi öğreten, sorgulamayı teşvik eden, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, memleket meselesini kişisel meselesi hâline getirmiş gerçek bir eğitim neferiydi. Kaliteli, donanımlı ve ayağı yere sağlam basan nesiller yetiştirmeyi bir görevden öte bir dava olarak gören nadir insanlardandı.

Bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımın birçok önemli kararında onun fikirlerine başvurduğumu fark ediyorum. Lise sıralarından mezun olduktan sonra da bağımız hiç kopmadı. Ne zaman önemli bir karar alsam, ne zaman zihnimde bir yol ayrımı oluşsa, fikrine danışabileceğim insanlar arasında hep ilk sıralarda yer aldı. İnsanın hayatında böyle insanlar çok az olur. Size sadece akıl vermezler; cesaret de verirler.

Örneğin benim yazmaya başlamam da biraz böyle oldu.

Bugün satırlarını okuduğunuz bu blogun ortaya çıkmasında en büyük paylardan biri Huriye Hocamındır. Yazmam konusunda beni yüreklendiren, düşüncelerimin kaleme dökülmesi gerektiğini söyleyen, bunun peşini bırakmamam için beni teşvik eden insanlardan biriydi.

Bir öğretmenin gerçek başarısı, öğrencilerinin ezberlediği bilgilerle değil; hayata nasıl baktıklarıyla ölçülür. Eğer yıllar sonra yetiştirdiği insanlar dürüstlüğü seçiyorsa, haksızlık karşısında susmamayı biliyorsa, memleketine karşı sorumluluk hissediyorsa ve ardında güzel izler bırakmaya çalışıyorsa, o öğretmen görevini fazlasıyla yerine getirmiş demektir. İnsan ömrü sınırlıdır; fakat iyi bir öğretmenin yetiştirdiği insanlar, onun ömrünü kendi ömürlerine ekleyerek yaşatmaya devam ederler.

Bir öğretmenin gerçek başarısı sınav sonuçları değildir. Yıllar sonra hâlâ kendisini arayan ve bir yol ayrımında doğruluktan yana tavır alan öğrencileridir. Hayatının önemli anlarında “Hocam siz olsaydınız ne yapardınız?” diye soran insanlardır. Arkasından yalnızca gözyaşı döken değil, duasını eksik etmeyen, öğütlerini hayatına tatbik eden nesillerdir. Sanırım öğretmenlik de tam olarak budur: İnsan yetiştirmek ve yetiştirdiği insanların hayatında yaşamaya devam etmek.

Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki Huriye Hocam geride yalnızca öğrenciler bırakmadı. Karakterine dokunduğu, ufkunu genişlettiği, cesaret verdiği, fikirleriyle yoğurduğu nice insan bıraktı. Ben de o insanlardan sadece biriyim.

Allah kendisinden razı olsun.

Bize bıraktığı en büyük miras; dürüstlüğü, memleket sevdası, ilkeli duruşu ve insan yetiştirme idealidir.

Yıllar önce bir afişe yazdığımız o cümle, bugün onun ardından söylenebilecek en doğru cümle olarak hafızamda yankılanıyor:

“İz bırakanlar unutulmaz.”

Rahmetle…