Baba Olduğum Yıl Babamı Kaybettim

Hayat bazen insana en büyük sevincini ve en derin acısını aynı yıl içinde yaşatıyor.

Bu yıl baba oldum. Bir evladın dünyaya gelişiyle insanın içindeki bütün dengelerin nasıl değiştiğini, küçücük bir insanın nasıl olup da koskoca bir dünyanın merkezine yerleştiğini öğrendim. Kızımı ilk kez kucağıma aldığımda, yıllardır bildiğimi sandığım bir sevginin gerçekte ne kadar büyük olduğunu hissettim.

Yine bu yıl, bugün olduğum insan olmamda en büyük pay sahibi olan kıymetli babamı kaybettim.

Aynı yıl içinde hem bir hayatın başlangıcına hem de bir hayatın sonuna şahit oldum. Bir tarafta kucağıma aldığım kızımın sıcaklığı, diğer tarafta toprağa emanet ettiğim babamın yokluğu var…

İnsanın hayatında bazı yıllar vardır; üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, öncesiyle sonrasını birbirinden ayırır. Benim için bu yıl öyle bir yıl oldu.

Babamın vefatının ardından akrabalarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız, onu tanıyan ve seven yüzlerce insan yanımızdaydı. Fakat o günlerde beni en çok etkileyen şey kalabalığın büyüklüğünden ziyade, insanların babamın ardından söyledikleriydi.

“Baban çok iyi bir insandı.”

“Baban doğru yoldaydı.”

“Babanın herkese bir emeği, bir yardımı dokunmuştur.”

“Çok karakterli, duruşu net bir insandı.”

…

Babamla farklı zamanlarda yolları kesişmiş insanlar aynı duyguda birleşiyordu. Kimi yıllar önce gördüğü bir iyiliği anlatıyor, kimi onun dürüstlüğünden söz ediyor, kimi de ne kadar güzel bir insan olduğunu söyleyip gözleri dolarak yanımızdan ayrılıyordu.

Babamın çocukluğumuzdan beri bize sık sık söylediği bir söz vardı:

“İnsanın kazanabileceği en büyük servet, itibardır.”

Bize iyi bir isim bırakmanın, insanların güvenini ve saygısını kazanmanın önemini anlatırdı. İtibarın parayla satın alınamayacağını, insanın bütün ömrü boyunca davranışlarıyla kazandığı bir değer olduğunu öğretirdi.

Cenazesinde bu sözün ne anlama geldiğini bütün ağırlığıyla hissettim.

Babam hayatı boyunca bize anlattığı şeyi, son yolculuğunda bir kez daha göstermişti. O gün insanların dilinden dökülen güzel sözler, onun yıllar boyunca biriktirdiği en kıymetli servetti. Herkes başka bir hatırasını anlatıyordu ama bütün o hatıraların içinde aynı insan vardı.

Babamın itibarı, geride bıraktığı insanların kalbinde yaşıyordu… Bir evlat için bundan daha büyük bir gurur olabilir mi, bilmiyorum.

Babam ve annem bize nasıl bir insan olmamız gerektiğini öğretti. Hakkı, hukuku, helali, haramı, doğruluğu ve dürüstlüğü çocukluğumuzdan itibaren hayatımızın merkezine koydu.

Bugün taşıdığımız en büyük gurur, babamızın şartlar ne olursa olsun doğruluktan ayrılmaması ve bize bir kuruş dahi haram yedirmemiş olmasıdır.

Bize söylediklerini kendi hayatında da uyguladı. Kimsenin hakkına el uzatmadı, kimseye kötülük düşünmedi. Maddi hırsların, bencilliklerin ve kişisel husumetlerin insan ilişkilerini gölgelediği bir dünyada tertemiz kalabilmiş bir adamdı. Elbette onun da hayatında zorluklar, mücadeleler vardı fakat yaşadığı hiçbir şey kalbindeki iyiliği eksiltmedi.

İnsan bazen en yakınını herkesten iyi tanıdığını düşünür. Oysa babamın ardından dinlediğim hatıralar bana onun hayatının bizim gördüğümüzden çok daha geniş olduğunu gösterdi. Bizim evimizde bildiğimiz merhametinin, başka insanların hayatında da bir karşılığı vardı.

Bir evladın babasıyla gurur duyması için pek çok sebep olabilir. Benim en büyük gururum, onun iyi bir insan olmasıydı.

Çocukluğumdan bir hatıra bugünlerde sık sık aklıma geliyor:

Babam bazen arabayı bir yere park eder, beni içeride bırakıp iki dakikalığına bir şey almaya giderdi. O iki dakika bana yıllar gibi gelirdi. Ya geri dönmezse diye korkar, onu yeniden görene kadar içim içimi yerdi.

Çocuk aklımla onun bir anlığına bile yanımdan ayrılmasını istemezdim. Babamın varlığı benim için dünyanın en güvenli yeriydi. O yanımdayken hiçbir şeyden korkmazdım. Sonra uzaktan geldiğini görürdüm: Arabaya yaklaşır, kapıyı açar, yanıma gelirdi. Benim için bütün dünya yeniden yerli yerine otururdu.

O günlerde bu korkumun nedenini anlayamazdım. Şimdi düşünüyorum da insan, kendisini böylesine güvende hissettiren bir sevgiyi bir anlığına bile kaybetmek istemiyor.

Aradan yıllar geçti. Büyüdüm, kendi hayatımı kurdum, baba oldum ama babamın yanında içimdeki o küçük çocuk hep yaşamaya devam etti. Meğer insan kaç yaşına gelirse gelsin, babasının yanında biraz çocuk kalıyormuş.

Şimdi çocukken iki dakika ayrı kalmaya dayanamadığım babamla bir ömürlük ayrılığın içindeyim.

O zamanlar babamın birazdan arabaya döneceğini bilirdim. Bugünse artık dönmeyeceğini bilmenin ağırlığını taşıyorum.

Babamın bu dünyadaki en büyük özlemlerinden biri torun sahibi olmaktı. Yıllarca bu günü bekledi. Şükürler olsun ki Allah ona bu mutluluğu da nasip etti.

Bu yıl kızım dünyaya geldi. Babam torununu gördü, sevdi, kucağına aldı. Onunla çok güzel vakit geçirdi. Birlikte geçirdikleri zaman kısa olsa da bizim için paha biçilmez hatıralar bıraktılar.

Şimdi o günleri düşündüğümde içimde hem büyük bir şükür hem de tarifsiz bir hüzün var. Babamın kızımı tanımış olmasına şükrediyorum. Onu biraz daha uzun sevebilmesini, büyüdüğünü görebilmesini, elinden tutup onunla yürüyebilmesini ne kadar isterdim…

İnsan kaybettikten sonra, yaşanmış hatıraların yanında yaşanamayacak olanların da yasını tutuyor.

Kendi evladımı kucağıma aldıktan sonra babamı da başka türlü anlamaya başladım. Bir çocuğun başında duyulan endişeyi, onun en küçük ihtiyacını kendi ihtiyacından önce düşünmeyi, iyi olması için insanın içinden geçen sayısız duayı şimdi daha iyi biliyorum.

Babamın yıllarca bizim için taşıdığı kaygıların, yaptığı fedakârlıkların, sessizce üstlendiği sorumlulukların anlamı değişti gözümde: İnsan bazen babasının sevgisini, kendisi baba olduğunda daha da derinden anlayabiliyor…

Hayat, babamı kaybettiğim hafta bana ömrüm boyunca unutamayacağım bir şey daha yaşattı. Ben artık ona bir daha “baba” diyemeyecek olmanın hüznünü yaşarken, kızım “baba” demeye başladı.

Bir tarafta ömrüm boyunca seslendiğim kelimenin karşılıksız kalacak olması, diğer tarafta aynı kelimenin ilk kez bana yönelmesi… Ne tuhaf bir duygu.

Yıllardır babama söylediğim o iki heceyi şimdi kendi kızımın sesinden duyuyorum. Dünyanın dengesi böyle galiba.

İnsan bir yandan kaybetmeyi öğrenirken bir yandan da kendisine emanet edilen yeni bir hayatın sorumluluğunu üstleniyor. Bir kuşağın sesi hafızaya karışırken başka bir kuşağın sesi evin içinde yükseliyor.

“Baba” kelimesi insanın hayatında hiç aynı yerde kalmıyor. Önce güvenle seslendiğimiz bir insanın adı oluyor. Sonra bir gün bize seslenilen kelimeye dönüşüyor. Ben bu kelimenin iki tarafını da aynı yıl içinde bütün ağırlığıyla yaşadım.

Babamın çocukluğumuzdan beri bize bir vasiyeti vardı. Vakti geldiğinde memleketinin toprağına, annesinin yanına defnedilmek istiyordu. Rabbim onun bu arzusunu yerine getirmeyi bize nasip etti. Onu Ordu’ya memleketimizin bağına, annesinin yanına emanet ettik.

Hayatı boyunca bize güven veren, bizi koruyup kollayan babamı bu kez biz son yolculuğuna uğurladık. Çocukken elinden tuttuğum, yıllar boyunca varlığına sığındığım insanı kardeşimle birlikte, kendi ellerimizle toprağa teslim ettik.

O an hayatın bütün telaşı, yıllarca önemli sandığınız meseleler, yetişmeniz gereken işler anlamsızlaşıyor. Çünkü insan babasını kaybettiğinde çocukluğuna açılan kapılardan biri de kapanıyor.

Artık güzel bir haber aldığınızda paylaşacağınız bir ses eksiliyor. Bayramlarda, aile sofralarında, sıradan bir akşam sohbetinde onun yeri boş kalıyor. Hayat devam ederken yokluğu da hayatın acı bir parçası hâline geliyor.

Önümüzde daha nice günler, sevinçler, üzüntüler, kararlar olacak. Babamı her birinin içinde ayrı ayrı arayacağımı biliyorum. Bazen bir mesele karşısında onun sözleri aklıma gelecek. Bazen bir iyilik gördüğümde onu hatırlayacağım. Bazen de hiçbir sebep yokken, yalnızca sesini duymayı isteyeceğim.

Özlemini ve eksikliğini hayatımın her döneminde hissedeceğim.

Fakat babamın ardından duyduğum o güzel sözler bana önemli bir sorumluluk da bıraktı.

Bir insanın adını yaşatmak, onun hatırasına duyulan sevgiyi güzel davranışlara dönüştürebilmektir. Babamın bize öğrettiği doğruluk, merhamet ve dürüstlük bizim hayatımızda karşılık bulmaya devam edecek. Onun insanlara gösterdiği inceliği, hakkaniyeti ve vicdanı biz de başkalarına göstermeye devam edeceğiz…

Babam, baba gibi babaydı.

Şimdi benim de bir kızım var.

Bazen ona bakarken kendime şu soruyu soruyorum:

Acaba ben de onun hayatında, babamın benim hayatımda olduğu kadar güzel bir baba olabilecek miyim?

Bir gün benim de kızımın hafızasında bir yerim olacak. Çocukluğunu hatırladığında nasıl bir baba hatırlayacak? Yanımda kendisini güvende hissetmiş olacak mı? Benim babamdan öğrendiğim doğruluğu, sevgiyi ve merhameti o da benden öğrenebilecek mi?

Bunları düşündükçe babamın bize bıraktığı mirasın ne kadar büyük ve bir o kadar da önemli olduğunu daha iyi anlıyorum.

Bir gün kızım büyüdüğünde ona dedesini anlatacağım. Onu ne kadar çok beklediğini, kucağına aldığında ne kadar mutlu olduğunu, birlikte geçirdikleri o kısa ama kıymetli günleri anlatacağım.

Böylece babamın sevgisi, onu tanımaya henüz vakti yetmemiş bir çocuğun hayatına da ulaşacak.

Bazen düşünüyorum, insanın ardından bırakabileceği en güzel şey galiba bu: Kendisinden sonra da devam eden bir iyilik, başka bir insanın karakterine karışmış bir merhamet, bir evladın kendi evladına aktarabildiği güzel bir ahlâk…

Babamdan gördüğüm sevgiyi şimdi kızıma vereceğim. Onun bize öğrettiği dürüstlüğü, merhameti ve güzel ahlâkı elimden geldiğince yaşatacağım. Bir zamanlar babamın varlığı bana nasıl güven verdiyse, ben de evladımın hayatında öyle bir yer edinebilmek için uğraşacağım.

Babamı geri getiremeyeceğim. Onunla yeniden konuşamayacak, bir daha elini öpemeyecek, çocukluğumdaki gibi arabaya dönmesini bekleyemeyeceğim ama bir ömür boyunca bana verdiği değerleri başka bir ömre taşıyacağım.

Bu yıl baba oldum. Bu yıl babamı kaybettim.
Hayatımın en büyük mutluluğu ile en büyük acısı aynı yıla sığdı.

Rabbim; babama rahmetiyle muamele eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Bize bıraktığı güzel ahlâkı taşıyabilmeyi, onun adını iyilikle yaşatabilmeyi nasip etsin.

Vefat eden bütün sevdiklerimize rahmet; hayatta olan anne babalarımıza ve bütün sevdiklerimize sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler versin.

İyi ki benim babamdın… Seni hep özleyeceğim…

Bir Cevap Yazın