Referanduma Dair: Madde Madde Açıklamaları

Bir tek adamlık, diktatörlük furyası almış yürüyor; kimse olayı net anlatmadığı için de ortalık manüpilasyon yapan, gerçeği saptıran şovmenlere kalıyor.

Bu yazımda akıllara en çok takılan soruları cevaplamaya; maddeler üstünden açıklama yapmaya çalışacağım…

Değişikliğin ilk maddesi Anayasamızın 9. Maddesindeki yargı tanımında “bağımsız” ifadesinin yanına bir de “tarafsız” ibaresini getiriyor. Bunda herkes hemfikir diye zannediyorum.

2. maddesinde 550 milletvekili sayısı 600’e çıkıyor. Dinamik bir nüfus artışı göz önüne alındığında temsil oranını dengeleyebilmek için atılması gereken bir adım. Şu an TBMM’de 100 bin oy alarak seçilen milletvekilimiz de var 23 bin oy alarak seçilen milletvekilimiz de var. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 54 bin kişiye bir milletvekili düşerken, Türkiye’de bir milletvekili 143 bin kişiyi temsil ediyor. 80 milyon nüfuslu Almanya’da 667, 66 milyon nüfuslu Fransa’da 925, 65 milyon nüfuslu İngiltere’de 1.449(Avam-Lordlar), 61 milyon nüfuslu İtalya’da 952, 46 milyon nüfuslu İspanya’da ise 616 milletvekili bulunuyor. Rakamlar ve gerçekler ortada… Milletvekili sayısının 600’e çıkmasının ardından yapılacak olan Seçim Kanunu değişikliği ile orantılı temsilin tam olarak yakalanması hedeflenmektedir. Bunun ülkeye maliyet getirdiğini dillendirmek ise komediden öteye geçemez. Üstüne üstlük 1.200.000 TL’lik telefon faturasını milletin sırtına yükleyen bir milletvekilinin parti liderinin bunu dillendirmesi ise trajikomiktir.

3. madde seçilme yaşının 18’e indirilmesini öngörmektedir. Seçme yeterliliği olduğunu düşündüğümüz gençlerimize seçilmeye geldiğinde niye dur diyoruz? Emin olun seçmekte seçilmek kadar önemli bir yetkinlik ve idrak ister. Bunu sağlayan; 18-24 yaş arasında seçilmeyi bekleyen vatandaşlarımıza hakları teslim edilmeli. Yaklaşık 7 milyon olan 60-69 yaş arası nüfusun TBMM’de aynı yaş grubunda, onları temsil eden, 76 milletvekili varken; 18-24 yaş arası yaklaşık 7 milyon kişinin TBMM’de onların sorunlarını dillendirecek, ihtiyaç duydukları gerekli yasal eksiklikleri giderecek, sesleri olacak bir temsilcileri maalesef bulunmamaktadır. Bu ülkenin gençliğine güvenmeyenlerin Türkiye’nin geleceği hakkında tek kelime dahi söz söylemeye hakları yoktur diye düşünüyorum.
fullsizerender-1

4. madde Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Seçimlerinin 5 yılda bir aynı günde yapılmasını düzenlemektedir. Burada kafa karışıklığı yaratan bir hususa açıklık getirelim. Aynı gün yapılması demek bu iki seçim için aynı sandığa oy atılması demek değildir. Ayrı sandıklarda seçim yapılacaktır. Bu seçimi illerimizdeki Büyükşehir Belediye Başkanı ve Meclis Üyesi seçimlerine benzetebiliriz. Vatandaşlarımız iki ayrı sandığa farklı görüşünü yansıtabilir. Bu da demokrasinin güzel bir tezahürüdür.

Örneğin bugün Eskişehir Büyükşehir Belediyesi CHP’li başkan tarafından yönetiliyorken Belediye Meclisinde AK Parti çoğunluğu söz konusudur. Yeni sistemde net tabirle “oyun kurucu” vesayet odakları değil “HALK” olacaktır. Vatandaşlarımız isterse TBMM çoğunluğunu Cumhurbaşkanı adayının yakın/üyesi olduğu partiye vererek uyumlu bir çalışma ortamı kurabilir veya tam tersi Cumhurbaşkanı adayına güvenir, oy verir ama onu daha sıkı denetleyecek bir mekanizma olması açısından TBMM çoğunluğunu oy verdiği Cumhurbaşkanı adayının tam zıttı bir partiden oluşturabilir. Bu minvalde karar milletimizin elinde olacak, sistemin işleyişini halk kuracaktır.
secim-sandigi_zpsc06c0d241

5. madde TBMM’nin yetkilerini düzenlemektedir. Geniş çaplı bir değişiklik olmadığı ve tartışma içermediği için üzerinde durmuyorum.

6. Maddede TBMM’nin hükumet üzerindeki denetim yetkisi düzenlenmektedir. Denetim yok ifadesi yanlıştır. Asıl bugün yürürlükte olan parlamenter sistemde denetim mekanizması sağlıklı işlemez. Hükumetler, meclis çoğunluğuna ait partinin içinden çıktığı için parti bağı devreye girerek sağlıklı bir denetime izin vermez. 1960’tan Günümüze kadar 262 adet GENSORU’dan sadece 2 tanesi karara bağlanabilmiştir.

Yine sözlü soru kaldırılıyor bunun yerine yazılı soru yürürlüğe giriyor. Çünkü sözlü soru yeni sistemin mantığına ters. Mevcut sistemde sözlü sorulara hükumet üyeleri TBMM kürsüsünden cevap vermektedir; yeni sistemde ise bakanlar TBMM üyesi olamayacağı için kürsüye çıkıp sorulara da cevap veremeyeceklerdir. Mevcut sistem de sağlıklı işlemiyor zaten. Bir milletvekili sözlü soru soruyor ama ilgili bakan isterse bunu cevaplamıyor ve herhangi yaptırımı da yok. Oysa yeni sistemde yazılı sorulara 15 gün içerisinde cevap verme zorunluluğu getiriliyor.
f-222084691_aaaa

7. madde Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliklerini ve seçim usullerini düzenliyor. Bu maddeye göre Cumhurbaşkanı yüzde 50 ve üzeri oyla seçilerek yürütmenin başı olacaktır. İlk turda bu oyu alan aday olmaması halinde 1. Turda en çok oy alan 2 Cumhurbaşkanı adayı arasında 2 hafta sonra pazar günü seçime gidilecektir. Burada altını çizmemiz gereken husus ise Cumhurbaşkanı seçiminin 2. Tura kalması halinde TBMM seçimleri yenilenmeyecektir. Milletvekilleri görevlerine başlayacaklardır.

8. Madde Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Buna göre bugün de olduğu gibi: Bakanları, üst düzey yöneticileri atar; TBMM’nin yaptığı kanunları yayımlar; devlet organlarının uyumlu çalışmasını temin eder; MGK politikalarını belirler; TSK Başkomutanlığını temsil eder, vb. Bu noktalarda hiçbir değişiklik yok.

Üzerinde tartışma yürütülen kısım ise Cumhurbaşkanlığı kararnameleri. Muhalefet bunu da çarpıtarak halkı kandırma çabası içerisine giriyor. Bugün Bakanlar Kurulu Kararnamesi dediğimiz uygulama; yeni sistemde Başbakanlık olmayacağı için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi adını alıyor. Devletin işleyişini düzenlemek, yasal boşlukları gidermek için farklı alanlarda Bakanlar Kurulu Kararnamesi yayımlanabiliyor. Yeni sistemde de bu işleyiş devam edecek. Cumhurbaşkanı; temel haklar, kişi hak ve ödevleri, siyasi haklar ve ödevler ve Anayasamızda kanunla düzenlenmesi öngörülen alanlarda kararname çıkaramayacak. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu, yasal boşluk oluşturan alanlarda zaman kazanarak kararname ile düzenleme yapabilecek.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri kanun hükmünde değil kanun altında olacaktır. Yani bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile TBMM’nin yapmış olduğu kanun çakıştığı durumda kanun geçerli olacaktır veya Cumhurbaşkanının kararname çıkardığı bir konuyla ilgili TBMM yasa yaparsa ilgili kararname anında yürürlükten kalkacaktır. Yalnızca olağanüstü hal dönemlerinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kanun Hükmünde olacak ancak bu kararnameler de TBMM onayından geçecektir (aşağıda açıklayacağım).

Bu noktada Cumhurbaşkanının kendi ekibiyle çalışması son derece önemlidir. Bugüne kadar koalisyon belasının yaşandığı dönemlerde iktidarlar hep milletimize ağladılar. Çünkü başbakan A derken başka partiden olan Dışişleri Bakanı Z dedi. Bu durumun doğal olarak ülkeye getirdiği istikrarsızlıklar ekonomik krizlerle sonuçlandı. Artık olumsuz bir durumda halk kime hesap soracağını bilecek ve kararını ona göre verecektir.

9. Madde günümüzde cezai sorumluluğu olmayan Cumhurbaşkanına fiil ve eylemlerinden dolayı sorumluluk yüklemektedir. Bugün Cumhurbaşkanı’nın vatana ihanet hariç (onun da tanımlaması yok) hiçbir cezai sorumluluğu bulunmazken yeni sistemde TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önerge ile herhangi konuda hakkında soruşturma açılması istenebilecek, üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılabilecektir. Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı seçimleri yenileme yetkisini de kullanamayacaktır.

10. Madde Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanların atanmasına, görevlerine ilişkin düzenlemeler getirmektedir. Bu maddeye göre yine yasama organı olan TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği kararla Bakanlar ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları hakkında soruşturma açılabilecektir. Bu noktada Cumhurbaşkanı Yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları ile ilgili manipülasyon yapılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi nedenle boşalması halinde (vefat, istifa) Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçim yenilenene kadar Cumhurbaşkanlığı makamına vekâlet edecektir ve 45 gün içerisinde Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacaktır.

ABD’deki gibi bizde de Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanıyla beraber seçilsin ve makamın boşalması halinde görev süresini yardımcı tamamlasın diyenler oluyor. Amaç, bu sistemle çift başlılığı ortadan kaldırmak. Bu sebeple Cumhurbaşkanı ile eşdeğerde ve o makamın ortağı gibi bir algı ile hareket eden yardımcı bu sistem içerisinde fayda değil zarar getirir. Makamın boşalması halinde daha önce belirttiğim gibi 45 gün içerisinde seçime gidilecek. TBMM seçimlerine 1 yıldan az süre kaldıysa seçimler birlikte yenilenecek 1 yıldan daha fazla süre varsa yeni Cumhurbaşkanı bu ara dönem için seçilecek.
kulliye

11. madde yine çokça tartışılan seçimlerin yenilenmesi, bazılarının yalanıyla “meclisin feshi” konusunu içeriyor. Yeni sistemde Cumhurbaşkanının da TBMM’nin de seçimleri yenileme yetkisi olacak. Yani bu dillendirildiği gibi sadece Cumhurbaşkanının yetkisinde değil. Asıl mevcut sistemde bahsettikleri husus var. Bugün Cumhurbaşkanı TBMM seçimlerini tek taraflı olarak yenileme kararı alabilir. Yeni sistemde ise TBMM’ye de bu yetki veriliyor ancak bu işin şöyle bir fren mekanizması var. Seçimleri yenileme yetkisini kim kullanırsa kullansın kendisi de seçime gidecek. Yani TBMM de Cumhurbaşkanı da seçimleri yenileme kararı alsa hem meclis hem Cumhurbaşkanı seçimleri yenilenecektir. Üstüne üstlük Cumhurbaşkanının 2 dönem kısıtlaması olduğu için, örneğin seçimleri yenileme yetkisini seçimden 2 yıl sonra kullanırsa, kendi görev süresini 3 yıl kısaltmış olacak ve bir dönemi çöpe gidecektir. Oysa milletvekilleri için bir dönem kısıtlaması bulunmamaktadır.

Üstelik ortada ciddi bir neden yokken seçimleri yenileme yetkisini kullanan taraf gideceği sandıkta siyasi bir bedel ödeyecek, halka hesap verecek ve belki de tekrar seçilememe riski ile karşı karşıya kalacaktır. Hal böyleyken bu yetki niçin veriliyor diyenleriniz olabilir. Bu, son çare olarak, tıkanıklıkları ve kilitlenmeleri önlemek için konulan bir güvenlik sibobudur.

Hatırlayın ABD’de geçtiğimiz yıllarda başkan ile parlamento arasında bir bütçe krizi oluştu ve hükumet bir esnaf gibi kepenk kapattı (goverment shutdown); devlet daireleri çalışamadı. Ya da ülkemizden bir örnekle 7 Haziran seçimlerini düşünelim. Uzunca bir süre hükumet kurulamadı ve istikrar sağlanamadı. Bu gibi özel ve kritik durumlarda iki taraftan birisi seçimleri yenileme yetkisini kullanabilecek, öngörülemeyen krizlerin önüne geçilecektir.

12. madde olağanüstü hal yönetimini düzenlemektedir. 15 Temmuz gibi büyük bir badireden sonra dahi ülke olarak ancak 5 günde OHAL kararı alabildik. 12. maddede bu durum işlevsel bir şekilde düzenlenmekte ve net olarak sınırları çizilmektedir. Yani belirtildiği gibi kafasına esen Cumhurbaşkanı “hadi bugün bir OHAL ilan edeyim” diyemeyecek. Maddeyi net şekilde okuyanlar bunu iyi bir şekilde idrak edebilirler. Üstelik Cumhurbaşkanının ilan ettiği OHAL, TBMM’nin yani yasama organının onayından geçecektir. TBMM OHAL’i uzatabilir, kısaltabilir veya tamamen yürürlükten kaldırabilir. Sıkıyönetim gibi antidemokratik bir uygulama da bu madde ile tamamen ortadan kaldırılıyor.

13. madde askeri mahkemeleri kaldırmakta ve yargı ayağında tam anlamıyla birlik sağlamaktadır. Bu madde ile “imtiyazlı yargılama” ortadan kalkacaktır. Askeri mahkemelerin yıllarca nasıl işlediğine şahit olduk. Asker geldi sizin kafanızı gözünüzü kırdı diyelim; gider askeri mahkemede yargılanır, askeri doktorlardan görev nedeniyle psikolojisi bozuk raporu alır sonra da beraat ederdi.

Artık devletin memuru, vatandaşlarımız nasıl sivil mahkemelerde yargılanıyorsa asker de aynı mahkemelerde yargılanacaktır.

14. madde HSYK ile düzenlemeleri içermektedir. Kurumun adı Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) oluyor. HSK’nın üye sayısı 22’den 13’e düşüyor. HSK’nın 4 üyesini mevcutta olduğu gibi Cumhurbaşkanı seçecek. Çoğunluğunu oluşturan 7 üye ise ilk kez TBMM tarafından seçilecek. Bu düzenlemelerle yargı kurumu üyeleri arasında rekabet ve gruplaşma son bulacak, TBMM’nin üye çoğunluğunu seçmesiyle demokratik meşruiyet sağlanacaktır.
dfg

15. madde bütçe ve kesin hesap kanunlarını düzenlemektedir. Yürütmenin başı Cumhurbaşkanı olacağı için doğal olarak bugün bakanlar kurulunun teklif ettiği bütçeyi yeni sistemde Cumhurbaşkanı teklif edecektir. TBMM, Cumhurbaşkanının sunduğu bütçeyi kabul etmeyebilir: Bu durumda bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranıyla kullanıma sunulur. Yani kısacası bütçeyi onaylama mercii TBMM olmaya devam edecektir.

16, 17 ve 18. Maddeler de yukarıda açıklamasını yapmış olduğum maddelerin ilgili anayasal metinlerde içerik olarak düzeltmelerini içermektedir. Görüldüğü gibi daha demokratik, denetim mekanizmaları karşılıklı olarak güçlendirilmiş bir rejim değil sistem değişikliğine doğru adım adım yaklaşıyoruz. Şunu belirtmekte de fayda var sistem kabul edildikten sonra siyasi partiler kanununu ve seçim kanunu yeni sisteme göre revize edilmeli bu şekilde uyumlu bir işleyiş benimsenmelidir.

İstikrarsızlığın olmadığı, çirkin koalisyon pazarlıklarının yaşanmadığı, çift başlılığın tam anlamıyla ortadan kalktığı bir sistem önümüze sunuluyor. Eksikleri veya tamamlanması gereken kısımları olabilir ancak muhalefet bunları düzeltmek yerine her zamanki gibi “istemezük” anlayışıyla olaya yaklaştı ve başka bir sistem de öneremedi.

Mevcut sistem bu ülkeyi yavaşlatmaya, ağırlaştırmaya yönelik; darbelere ve vesayete açık bir sistem. Bu ülkede 114 turda Cumhurbaşkanı seçilemedi. Ertesi gün 115. Turu yapmak üzere meclis kapandığında 12 Eylül 1980 darbesini yaşadık. İnsanımız acı çekti bu istikrarsız yönetimler yüzünden. Bir anayasa kitapçığının fırlatılmasından dolayı bir günde binlerce, yüzbinlerce insan işsiz kaldı; iflas etti. Bir gecede ekonomi allak bullak oldu, faiz yüzde 7500’lere fırladı.

Ülkemiz bu eski motorla daha fazla idare edilemez hale geldi.

Bu sebeple Güçlü bir Türkiye için 16 Nisan’da EVET diyeceğim. Lütfen sizler de objektif olun, okuyun-araştırın ve kararınızı verin.

Kararı ne olursa olsun; herkesin güzel ülkemiz için iyi niyetlerle hareket edeceğine yürekten inanıyorum…

Kalın sağlıcakla…