İnsanın yolculuğu, varmak için değil, olmak içindir.
Çünkü her hedef, ulaşıldığı anda anlamını yitirir; ama yolun kendisi, insanı dönüştürür. Kimi dağları aşar, kimi yokuşlarda durur, kimi yollarda kaybolur insan ama ne kadar dolansa da asıl gidiş, kendi içine doğrudur.
Hedefe varan, sadece bir sonuca ulaşır ama yolda kalan, anlamla buluşur zira hakikat, bir menzil değil bir seyir halidir.
Yolun kendisi öğretir: sabrı, tevazuyu, dayanıklılığı… İnsana her adımda “kim olduğunu” hatırlatır.
Hayat bazen planları değil, adımları sever. Beklemekten değil, yürümekten doğar varoluşun anlamı. Kimi zaman bir kaybediştir yolculuk, kimi zaman sükûnet ama her hâlükârda, insanı insan yapan odur.
Yol olmak, varmakla değil, yürümekle ilgilidir. Yolda olmak, sabırla değişmek…
Yüzyıllar önce Yunus Emre de aynı hakikati sezmişti.
O, bir ömür boyu aradığı gerçeği kendi kalbinde buldu ve şöyle ifade etti:
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmez isen, ya nice okumaktır?”
Bu iki dize insanın en uzun yolunun “kendine dönüş” olduğunu anlatır.
Zira insan, binlerce kitap okuyabilir, bütün yollarda yürüyebilir ama kendini bilmedikçe, hakikate varamaz.
Yunus’un yolu dışa değil, içe yürüyenlerin yoludur ve o yol, ilimden önce edep, bilgiden önce hikmet ister.
Bir insanın yolda kalması, aslında kaybolması değildir. Kaybolmak bazen, yeniden bulmanın tek yoludur zira her kayboluş, bir kabuğun çatlamasıdır. O çatlaklardan sızar ışık, o sızıyla filizlenir farkındalık. Yol, insana “ben kimim?” sorusunu defalarca sordurur ve her cevabı, bir öncekini daha da aşar.
İnsan yürüdükçe anlar ki; yolun sonunda bir varış değil bir kendine dönüş vardır: Dağ, ova, şehir, kader hepsi bahanedir. Asıl yürüyüş, kalptedir. Yol uzadıkça, insanın iç sesi derinleşir ve bir noktada, sessizlik bile konuşur.
Çünkü yol, bir öğretmendir ve öğretmeni dinleyen, her adımda biraz daha bilgeleşir. İnsanın en büyük zaferi, yolu bitirmek değil; yolun kendisi olabilmektir.
Yol, sonunda sadece bir hatıra bırakmaz; karakteri, kaderin dokusuna işler ve zaman geçse de o iz kalır: Bir taşta, bir kalpte, bir hikâyede…
Kimi bu dünyada yol alır, kimi yol olur. Kimi hedefe koşar, kimi anlam taşır ama sonunda, herkesin bir menzili vardır…
Doğru yürüyenler için o menzil şüphesiz kendi hakikatidir.
